Verimlilik Zirvesi 2021 yılında ikincisi düzenlenen ve her yıl farklı bir temayla katılımcılarıyla buluşan Zirve’dir. Bu yıl Vezir’21 Enerjide Verimlilik temasıyla 22 Mayıs – 23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşmiştir.

Etkinliğin ve günün ilk oturumunda moderatör Erva Ünal açılış konuşmasını yaptıktan sonra sözü Özkan Bey’e bıraktı. 

Sayın AĞIŞ Vezir’21 açılış konuşmasına şu şekilde başladı;

“Enerji verimliliği denince akla önce evrendeki Enerji Takibi Prensibi gelir, yani enerji; evrende yok olmaz, azalmaz, eksilmez bir şekilde başka şekle dönüşür. İşte bugün konuşacağım enerjinin primer şeklinden sekonder şekline yani ihtiyacımız olan enerjinin nasıl dönüşeceğini ve tarihçesini anlatacağım.” 

1980’lere kadar Türkiye’de enerji verimliliği üzerinde çalışmaların olmadığını belirten Ağış, kendisinin bu sektörle tanışmasının üniversite eğitimi sırasında gerçekleştiğini belirtti.

Sayın AĞIŞ’ın, Türkiye’de Enerji Verimliliği tarihçesini ele aldığı oturumundan alıntılar şu şekildedir:

“İlk çalışmaya başladığım Çatalağzı Elektrik Santralinin bacasından çıkan dumanların çevredeki ağaçları tahrip etmesini farketmem ile birlikte Teknik Üniversite’de öğrendiğim bilgileri kullanarak, kazan ve türbinleri %25 yükten %100 yüke kadar değiştirerek yani üretilen elektrik miktarını değiştirerek kazanların yanma durumlarının nasıl olduğunu ve hangi yükler arasında hangi basınçlarla duman gazlarının karardığını anlamaya çalıştım. Testleri yaptığım zamanlarda Türkiye’nin 400 köyünde elektrik vardı, sonraki 15 yıl içerisinde Türkiye’nin 38000 köyüne elektrik verecek duruma geldik. O zamanlar verimi ölçecek ve verimli çalışmayı düşünecek devir değildi. Kömür ve odunların yakılması ile büyükşehirlerin havası kirleniyordu.”

“1950’de başlayan Demokrat Partisinin ilk işi bir yandan kömür yakan santralleri bir yandan da barajları yapmasıydı. İlk defa yenilenebilir enerji kaynaklarına hareket getiriliyordu. 1980’lerde Özal hükümetinin yaptığı iş ise hava kirliliğini azaltmak adına Trakya’da bulunan doğalgaz rezervlerine havanın temizlenmesi ve ihtiyacımız olan elektrik enerjisinin üretilmesi için kullanılmasına olanak sağlaması oldu.Bir yandan Hamitabat Doğalgaz Santrali Yapılırken diğer taraftan da 3096 sayılı kanun yürürlüğe konuldu. Bu kanunla o güne kadar TEK taraftan yürütülen elektriğin üretimi, iletimi ve dağıtımı bu kanun çıktıktan sonra özel sektörle ortaklaşa yürütülmeye yasal zemin hazırladı.”

“1994-2004 yılları arasında teknolojisi kojenerasyon olan 5000 megawatt’lık 380 tane tesis yapılmıştır. O 5000 megawatt enerjinin sağladığı destekler Türkiye’de aşağı yukarı 6 milyar metreküp doğalgaz az kullanılmış ve yaklaşık 20 milyon ton sera gazı salınımı azaltılmıştır.”

“1998 yılında Türkiye Kojenerasyon Derneğini kuruldu. Dernek kuruluncaya kadar düzenlediğimiz ICCA konferansları ile yatırımcıları bilgilendirmeye başladık. Özellikle derneği kurduktan sonra Anadolu’daki organize sanayi tesisini kuracak insanlara yardımcı olduk Avrupa Kojenerasyon Birliğine üye olarak kabul edildik.”

“1998 yılında bu sayede Avrupa Birliği’ne girerek orada kojenerasyon yatırımları nasıl yapılıyor hangi teknolojiler kullanılıyor bu teknolojilerin yasal altyapısı nedir öğrendik. Bunu Türkiye’ye getirerek Türkiye’de enerji verimliliğini kanun şeklinde getirmek için Enerji Bakanlığı ile birlikte çalıştık ve 2007 yılında 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu çıkartıldı. Bu kanunla birlikte Türkiye’de enerji verimliliğinden, kojenerasyon sistemleri ve avantajlarından enerji yoğunluğu gibi konular gündem haline geldi.”

“Enerji Verimliliği Kanunu çıktıktan sonra yapılan değerlendirmelerde Türkiye’deki ortalama enerji yoğunluğu değeri 160 kep rakamına ulaştı. Enerji yoğunluğu 1000 dolarlık hizmet vermek için kullanılan enerjinin kilogram olarak veya torr olarak ifade edilmesidir.”

Sayın Ağış sözlerine Türkiye’nin günümüzde yenilenebilir enerjiyi kullanma miktarı hakkındaki bilgilerini paylaşarak son verdi.

“Türkiye şu anda bir yandan kojenerasyon yatırımlarına devam ederken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarında güneşle yaklaşık 6000 megawattlık, rüzgarla yaklaşık 10.000 megawattlık bir kapasite oluşturdu. Türkiye’de bugün 97.000 megawattlık kapasitenin %52’si yenilebilir kaynaklardandır.”

Vezir’21 ‘Enerji Verimliliği Uygulamalarının Neresindeyiz?’ Oturumu: